Bir ana muhalefetin iç hesaplaşmalarının toplamı, onların toplumdan almak istediği intikamın ölçüsüne ve elde ettikleri makamları rant kavgasına kullanma arzusunun toplamına eşittir. Yaklaşık elli senelik iktidarsızlığın acısını elde ettikleri makamları kullanarak ranta çevirmek için sabırsızlanan ana muhalefette, bir yandan örgüt içi eski defterler açılırken diğer yandan da ahlaksızlıkların üstünü örtme yarışına döndü.

Milletin oylarıyla devletin koltuklarına oturanlar, makamların kendilerine emanet edilen birer hizmet aracı olduğunu unutarak, makamları millete eziyetin ve kişisel menfaatlerin garantisi olarak kullanmaya başlamıştır.

İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyükşehir belediyelerini kazanmanın zafer sarhoşluğunu üzerinden atamayan CHP’li belediye başkanları vatandaşların taleplerini yerine getirmek için hizmet yarışına girişeceğine parti yönetiminin taleplerini karşılamak için anlamsız bir kapışma içine düşmüştür.

Şimdi nereden baksak ortada olan bir tek gerçek var; İstanbul Büyükşehir belediyesi doğru ve düzgün yönetilemiyor. İstanbul’u yönetmesi için seçilenler, şehri yönetmektense ganimeti bölüşme derdine düşmüş haramiler misali İstanbulluları kendi hallerine bırakıp kendi dertlerine düşmüş görünüyor.

İstanbul manken, saçını inek yalamışlarla veya ilkokul mezunu danışmanlarla yönetilemeyecek kadar büyük ve önemli bir şehirdir. Seçim zamanı verilen sözler ve tavizlerden dolayı oluşan vefa borçlarını kendilerine emanet edilen makamları dağıtarak ödemeye çalışan İstanbul Şeysi, liyakat yerine lakayıtlık ile İstanbul’u yönetmek yerine siyasi kadroları istihdamdan öteye gidememiştir.

Bu gerçekler olurken, İstanbul fireni patlamış bir kamyon misali hiçliğe sürükleniyor ve İstanbul yönetilemiyor dediğimiz için bizlere cephe alan ve CHP’den aldığı güçle taraftar olmayan ve kendilerine muhalefet olan yerel basına gözdağı veren İBB yönetimi, oluşturduğu nefret ve kin dağı arasında kaybedeceği ilk seçimle şehri terk ettiğinde geride ağır bedeller ödemiş bir İstanbul bırakacak.

Buzdağının görülmeyen kısmında ise parti içi hesaplaşmanın yaşandığı artık televizyon kanallarından sosyal medya hesaplarına, ulusal basından yerel basın başlıklarına kadar her yerde konuşulur, yazılır ve paylaşılır oldu. 

CHP hazımsızlığının son örneği olan Gazeteci ve eski CHP Milletvekili Barış Yarkadaş’a yapılan baskılar, CHP’nin baskıcı tarafının partili partisiz haksızlığa hayır diyen herkesi hedef aldığını göstermiştir.

Gündeme düşen ve taciz olaylarını gölgede bırakan eski milletvekili ve il başkanı kavgası, CHP içindeki fikir ayrılıkları ile rant kavgasının ne kadar büyük olduğunu da göstermiştir ki, işin ucu Barış Yarkadaş’ın TV kanalından kovulmasına kadar uzamıştır.

CHP içindeki kavganın taciz ve tecavüz skandallarıyla kamuoyunun önüne düşmesi arka planda bilinmeyen ve görülmeyen ayak oyunlarının büyüklüğü hakkında ipucu verirken, ipin ucunun parti yönetiminde hangi kademelere kadar çıkacağını düşünmeyi de sevgili okuyucularımıza bırakıyoruz…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5