Bu haber kez okundu.

17 Ağustos1999'u Unutmak Mümkün Mü?
banner17
Bundan tam 17 yıl önce bugün, 17 Ağustos 1999’da Türkiye en karanlık günlerinden birini yaşadı.

Zamanın durduğu, saatlerin akrep ve yelkovanlarının donduğu 45 saniye geride kaldığında, gecenin karanlığı yüzyılın felaketinin siluetlerini taşıyordu. Resmi  kayıtlara göre Sakarya’da 3 bin 891 kişi hayatını kaybetti.

 17 yıl önce bugün, 17 Ağustos 1999’da Türkiye en karanlık günlerinden birini yaşadı. Saat 03:02’de merkez üssü Gölcük olan deprem 45 saniye içerisinde binlerce can aldı, faciadan sağ kurtulanlara ise ömür boyu unutamayacakları bir acı bıraktı...1999 Gölcük Depremi, İzmit Depremi, Marmara Depremi ya da 17 Ağustos 1999 Depremi olarak anılan felaketin etki alanı çok genişti. Başta  Kocaeli, Sakarya, Yalova, İstanbul ile civar il ve ilçelerde büyük bir yıkıma sebep olan deprem Ankara'dan İzmir'e çok büyük bir alanda hissedildi.

İMKANLAR KISITLIYDI

Elektrikler kesik, imkânlar kısıtlıydı. Dış dünya ile irtibat kesilmişti. Oysa ilk 24 saat depremde çok önemliydi.   İlk arama-kurtarma çalışmaları halk tarafından gerçekleştirildi. İnsanlar kötü haberi önce radyodan duydular. Ertesi gün televizyon ekiplerinin olay yerine varması sonrasında Türkiye gördüklerine inanamadı.

HABERLEŞME  FELÇ OLMUŞTU

Dönemin Başbakanlık Müşaviri Ahmet Şağar, Can Dündar’ın yapımcılığını üstlendiği ‘O Gün’ isimli belgeselde durumu şöyle özetliyor: “Biz valilerle Başbakan arasındaki bağlantıyı akşam 19:00’da sağlayabildik. Gölcük’teki tahribatı 11:30’da öğrenebildik. Haberleşme tüm boyutlarıyla felç olmuştu.” Yine aynı belgeselden Ankara’da bulunan Başbakan  Bülent Ecevit’in İstanbul’daki Cumhurbaşkanı Demirel’e telefon ile ulaşamadığını öğreniyoruz. Ayrıca yakınlarının durumunu öğrenmek üzere helikopter ile Adapazarı’na hareket eden dönemin İçişleri Bakanı Saadettin Tantan’ın gördüğü vahim tabloyu Ankara’ya amatör bir telsizci yardımı ile aktarıyor.

TEM VE E5 KİLİTLENDİ

Haberi alınca deprem bölgesine akın eden insanların oluşturduğu yoğun araç trafiği nedeniyle TEM ve E5 kilitlendi. Trafik, yaralıların deprem bölgesinden ambulanslarla çevre il ve ilçelerdeki hastanelere intikalini güçleştirirken yardım araçlarının da deprem bölgesine gelmesini geciktirdi. Bu durum acil afet politikalarının hayati önemini bir kez daha gözler önüne serdi.

------------------------------------------------------------------------------------

Hala kulaklarımızda çınlayan bir nida:  Sesimi duyan var mı?

Devlet, uyuyordu. Ne olduğunu, nerede olduğunu bilemedi. 3:02'den sonra yaklaşık bir buçuk saat daha uyudu. İletişim altyapısı, göçtü. Kimse kimseyi ne arayabildi, ne sorabildi. Çok övünülen iletişim şebekeleri, alternatifleri olmadığı için uzun süre sustu. Binalar, çöktü.

İş bilmez, gözünü para bürümüş ellerde deniz kumundan yapılan mukavemetsiz binalar bir bir yıkıldı. Nice canlar vardı. Kimisi enkaz altında hayatını kaybetti, kimisi enkaz altından kurtularak hayata tutundu. O günün yaşattığı büyük acıyı yüreklerine hapsederek

hayatlarına devam etti. İnsanlara mezar olan binaları yapanların bazılarının davası zaman aşımına uğradı,bazıları tazminatla yırttı, bazısı da kısa ve indirimli ceza süresini doldurup cezaevinden çıktı.

TABİAT SUSTU

Kızılay, sınıfta kaldı. Köhnemiş, su alan çadırları ve çürümüş teçhizatıyla yardıma muhtaçtı.Saatler, her birine umut bağlandı. Geçen her saatle umut arasında şiddetli bir mücadele yaşandı. Enkaz altından sağ salim çıkan her can umutları yeşertti.

"sesimi duyan var mı?" Nidaları, her yerde yankılandı. Kulaklar beton ve moloz yığınlarına dayandı. O anlarda etraftaki tüm insanlar, makineler, mahlukat ve tabiat sustu.

 DERS ALINDIMI

Toplanan yardım paralarının akıbetleri, ne kadarının alaşağı edildiği ve ne kadarının hizmet için harcandığı hiçbir zaman bilinemedi.Gözyaşı, sel olup aktı. Ben ağladım, sen ağladın, biz ağladık, herkes ağladı. Zaman, acıları unutturmak için çabaladı. Bizlere unutturmadı. Lakin, deprem konusunda ders ve önlem alması gereken kişilere, unutulmaması gereken şeyleri bir bir unutturdu.

----------------------------

Toplu mezarlara

2010 yılında yayımlanan Meclis Araştırması Raporu'na göre 18.373 kişi hayatını kaybetti. 48 bin 901 kişi ise yaralandı.

Devletin bütün kurumları 17 Ağustos ve onu takip eden ilk birkaç günde tamamen etkisiz olduğu için insanların kaybettikleri yakınlarını hiçbir resmi işlem yapmadan toplu mezarlara defnetmek zorunda kaldıkları biliniyor. Bu nedenle can kaybının resmi rakamların üzerinde olduğu bir gerçek. Vikipedi’de yer alan resmi olmayan veriler hepten can yakıcı: 50.000 ölüm, ağır-hafif 100.000'e yakın yaralı

--------------------------------------------------

Deprem öldürmez binalar öldürür

285.211 konut, 42.902 işyerinin  hasar gördüğü 17 Ağustos depremi ile birlikte hayatımıza giren  Jeofizikçi akademisyen Ahmet Mete Işıkara, “Deprem öldürmez, binalar öldürür derken” önemli bir soruna işaret ediyordu. Plansız kentleşme, riskli yapılaşma, yaptırımsız denetim ve eğitimsiz kitleler… Ve toplumdaki deprem bilincine ilişkin şöyle diyordu: “ Okul, ev ve iş yerinde önlem alma ve doğru davranma  yüzde 28’e çıktı. Bunu yükseltmeliyiz.”

----------------------------

Orta hasarlı binalar

Orta Hasarlı Evler Kullanılmaya devam ediyor

17 Ağustos 1999'da Türkiye deprem ile uyandı. 10 binlerce insan yaşamını yitirdi. Yıllar geçti ama depremzedelerin çığlıkları hala sürüyor. Bugün bile orta hasarlı binalarda insanlar oturuyor, orta hasarlı evler kiralanıyor.

--------------------------------------

Zorunlu Deprem Sigortası

17 Ağustos Depreminin ardından başlatılan zorunlu deprem sigortası verilerine göre ilimizdeki konutların yüzde 61'i sigortalı. Komşu Düzce'de ise bu oran yüzde 75'e yakın...

Büyük can ve mal kaybına neden olan 17 Ağustos 1999'daki Marmara depreminin ardından zararların en aza indirilmesi amacıyla getirilen Zorunlu Deprem Sigortası'nda hedeflere hala ulaşılamadı. Sakarya’da 17 Ağustos Depremi'nden sonra yasa ile de zorunlu hale getiren zorunlu deprem sigortası yaptıranların oranı yüzde 61. 194 bin 190 konuttan sigortalı konut sayısı 120 bin  097 konut sigortalı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5