Değişik bir köşe yazısı olması dileği ile değerli bir abimle yapmış olduğum muhabbeti satırlarıma taşımak istedim. Biliyorum bazıları için ağır bir yazı olacak, ama bu kadar gündemi ilgilendiren bir sohbeti bu köşeye taşımamak olmazdı.

Kendisiyle sürekli istişare halinde olup, her gittiğimde misafirperverliğinden dolayı mahçup olduğum, fikirlerini hayranlıkla dinlerken, cümlelerinden nasıl faydalanabilirim dediğim büyüklerimiz var bizim. 

Sosyal mesafemizi koruyarak samimiyette mesafe bırakmayarak gündemi değerlendirdik. Bu sohbeti yazıya dökmek istediğimde, adımı da yaz kardeşim, ağzımızdan çıkanı kulağımız duyuyor desede, aldığım müsadeyle adını yayınlamayacağım. 

Yazıya dökeceksen eğer, “Uyan Ey Halkım” diye başlık atabilirsen, sevinirim demişti. “Başım üstüne” diyerek, aldığımız görevi yerine getirelim. 

Ve o değerli sohbetten aklımda kalanlar…

Uyan Ey Halkım!

İlk değil ihaneti görmemiz kardeş…

Pir Sultanı dar ağacına götüren ihaneti gördük biz. 

Milleti uğruna, Hak ve Adalet uğruna menfaatsiz mücadelelerini canları pahasına verip, ölüme uzanan Canlar varken, artlarından makam, mevki ve zenginlik derdine düşenler yüzünden dar ağacında solan fidanları gördük!

Gördük ama akıllanmadık…

Biz sevgi üzerine gideriz. Severiz Yaradandan ötürü ve sanırız ki, sevdiklerimizde bizi sever yürekten amma velakin bir bakarız haberleri gelir uzaktan.

Millet uğruna diye mücadelemizde yanımızda görünüp, yaralarımızdan beslenen mevki düşkünlerini bu günde gördük…

Canlar deyip gezenler,

Hak adalet deyip tozanlar,

Seviyorum halkım seni diye name yazanlar,

Meydanlarda otobüs tepelerinde nara atanlar,

Bizi unuttular kendi narımızda,

Onlar!

Şimdi mutlu kendi makamlarında kardeş…

UYAN HALKIM UYAN derin uykudan,

Uyanıklık kurtarır bizi gaflet uykusundan.

Bizi sevdiğini söyleyenler, ulaşınca makamlara şimdi birer bey ve efendi oldular…

Bize de izlerinden Pis Kokuları, Keşmekeş Toplu Taşımaları, İş ve aş sözlerinden yansıyan yalanları bıraktılar…

Gece gündüz örgütlerde çalışan Canlar, işsiz ve çoğu zaman ceplerinde parasız mücadeleye ortak olanlar bugün yine o otobüslerde konserve gibi yolculuk ederken, pis kokuları ciğerlerine çekerken, bizi kullananlar lüks arabalarda, makam odalarında ve zenginlik içinde hava atmakta…

Zoruma gidiyor kardeş…

Meğer işsiz dolaşan gençlerimizden daha çok işe ihtiyaçları varmış bey ve efendilerin…

Meğerse onların maddi ihtiyaçları asgari ücretle ev geçindirmeye çalışandan daha fazlaymış. Hani o inandığı için mücadele eden Canlar varya, toplantıya, mitinge parası olmadığı için kilometrelerce yürüyen yiğitlerden bu fiyakalı efendilerin daha çok mağduriyeti varmış!

Bilemedik kardeş…

Bilseydik bizde önce toplar, toplanır onlara yardım ederdik.

Ey Halkım!

Yine biz kaldık bize,

Acı kaldı öze,

Feryat düştü söze...

Bugün bu kervan yine sırtımızı sıvazlayıp bize yalan söyleyenlere değil, seçimden seçime gelip peyniri alınca giden tilkilere değil, son peynirimizi ağzımızdan çalan tilkilerden sonra ekmeğini bizle paylaşan gerçek gönül erlerine yürek açma vaktidir.

Geçmişle hesap sormadan, geleceğimizi makam odasına çeviren siyasi piyonları sorgulayıp, siyasetle zenginleşen sözde halkçı gözüküp, rantçı siyaset yapan sahtelerden hesap sorma vaktidir.

Pirimizi verdik Dara,

Yürekte dinmez yara,

Bu dert bütünden değil,

Dermanı özünde ara...

Ve son olarak ekledi değerli büyüğüm, “Bayramımız kutlu olsa da, mutlu olmadı hanemiz, biz dün çoktuk, bugün yine yalnızız kardeş” diyerek noktaladı. 

Bu kadar değerli sözler kaleme alınmalıydı ve alındı. Böyle değerli büyüklerimizi Allah başımızdan eksik etmesin…

Saygıyla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5