Bu haber kez okundu.

“Bağırsak mikrobiyotası ikinci beynimiz”

Bağırsak mikrobiyotasının beyin ve bağırsak arasında karşılıklı ilişki oluşturarak insan sağlığı üzerinde temel ve önemli bir rol oynadığına işaret eden Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Dernek Başkanı Prof. Dr. Tarkan Karakan, bağırsak mikrobiyotasının ikinci beyin olduğunu vurguladı. Bağırsak florası, yeni adıyla mikrobiyotasının tıpta ikinci beyin olarak tanımlanan bakteriler olduğunu belirten Prof. Karakan, “Bu bakteriler kilo alıp vermemizi sağladığı gibi, obezite, alerji, davranış bozuklukları, anksiyete, depresyon gibi çeşitli nörolojik ya da psikolojik sorunlara sebep olabilmektedir" dedi.

Birçok hastalıkla ilgili ipuçları veriyor
Bağırsak mikrobiyotasının vücudun iç ekosistemi olduğunu kaydeden Karakan, vücutta deri, ağız, erojen bölge, bağırsaklar gibi farklı bölgelerde mikrobiyota bulunduğunu söyledi. Gastroenterolog, araştırmalara göre kardiyovasküler hastalıklar, astım, sık soğukalgınlığı, kanser, çölyak, diyabet, egzama, akne, ürtiker gibi deri rahatsızlıkları, hassas bağırsak sendromu, otizm, sinüzit, bronşit, sinir sistemiyle ilgili hastalıklar, Alzheimer, otizm, multipl skleroz, Parkinson, migren, depresyon, anksiyete ve otoimmün hastalıklarının da mikrobiyota ile ilgili sorunlarla ilişkili olmasına dair ipuçları verdiğini kaydetti.

Bağışıklık sisteminin temel taşları mikrobiyotaya bağlı
Bağışıklık sisteminin temel taşlarının bağırsak mikrobiyotasına bağlı olduğunu anlatan Gastroenteroloji Uzmanı, “Mikrobiyom dengesi bozulduğunda bağışıklık sistemi tökezlemeye başlar. Bununla birlikte yukarıda saydığımız hastalıklar ve alerjiler bu dengenin bozulmasıyla ortaya çıkmaktadır. Yenidoğan döneminden itibaren, bağırsaklarımız yararlı bakterilerle kaplanıyor. Bunlar bebekleri değişik hastalıklardan koruyor. Ama çevresel faktörlere, kötü beslenme o bakterilerin yaşamasına izin vermeyebiliyor. O zaman hastalıklar ortaya çıkabiliyor. Çağımızın hastalığı olan alerji ile bağırsağımızda yaşayan bakteriler arasında bağlantı var" diye konuştu.


Ruh sağlığını etkiliyor
Mikrobiyotanın psikolojik etkilerini de değerlendiren Prof. Karakan, psikiyatrik hastalıklarda bağırsak florasındaki dengesizliğin ciddi bir çalışma konusu olduğunu belirterek, “Özellikle panik atak, anksiyete bozuklukları, depresyon ve şizofrenin altında yatan nedenlerden birinin de bağırsaklardaki bakteri dengesizliği olabileceği yönünde ciddi kanıtlar var. Bağırsaklarımız ve bağırsak bakterilerimiz bazı nörokimyasallar üreterek beynin ruh, hafıza ve öğrenme durumunu etkiliyor. Probiyotik adı verilen bağırsak bakterileri, bağırsak fonksiyonlarını düzenleyerek mutluluk hormonu olarak da bilinen serotonin hormonu üzerinden ruh sağlığımıza da etki ediyor. Bu nedenle bağırsaklarımız mutluluk kaynağımız olabiliyor" dedi.

Metabolik hastalar nasıl beslenmeli?
Metabolik hastalıkları olanların nasıl beslenmesi gerektiği konusunda bilgi veren Prof. Dr. Karakan, öncelikle trans yağların vücuttan arındırılması gerektiğini söyledi. Araştırmaların sağlıksız yağların insülin direncini tetiklediğini gösterdiğini belirten Uzman, “Taze sebze ve meyvelerden bolca yemenin kanda flavonoid düzeyini artırarak inflamasyondan koruduğu, beslenmenin magnezyumdan yani kuruyemişler ve koyu yeşil yapraklı sebzelerden zengin olmasının, bu hastalık etmenini de kontrol altına alabileceği bir gerçektir" diye konuştu.

Yoğurt ve kefir neden önemli?
Probiyotikten zengin beslenmek için dikkat edilmesi gerekenleri de anlatan Prof. Karakan, “Türk insanı olarak probiyotik konusuna yabancı değiliz. Annelerimizin yaptığı ev yapımı yoğurtları, kefir gibi probiyotik içeriği zengin doğal ürünleri tüketmek, bağırsaklarımızdaki yararlı bakteri sayısını artıracaktır. Bu da bağırsak iltihaplarına ve diğer hastalıklara karşı vücudumuzu koruyacaktır" dedi.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.